Kitap dünyasına katılın
"Bir şeyin adından korkarsan, kendisinden daha çok korkmaya başlarsın."
"Ders yılı başlarken verilen şölende Harry, Profesör Snape'in kendinden pek hoşlanmadığını sezinlemişti. İlk iksir dersi sona erdiği zaman yanılmış olduğunu anladı. Snape Harry'den hoşlanmıyor değildi - ondan nefret ediyordu."
“İlk kurbanlar hep en suçsuz olanlardır,” dedi. “Geçmiş çağlarda da öyleydi, şimdi de öyle.”
"Harry cam kafese yanaşıp uzun uzun baktı yılana. Yılan da sıkıntıdan ölmüşse, hiç şaşmazdı doğrusu - gün boyunca parmaklarıyla camı tıklatarak kendisini tedirgin eden ahmak insanlardan başka kimsesi yoktu ki. Bir dolabı yatak odası olarak kullanmaktan beterdi bu, orada tek ziyaretçi seni uyandırmak için kapıyı yumruklayan Petunia Teyze'ydi gerçi, ama hiç olmazsa evin içinde dolaşabilirdin."
"Quirell'ın başının arkasında bir yüz vardı, o güne kadar gördüğü en korkunç yüz. Kıpkırmızı gözleri olan tebeşir beyazı bir yüz. Burun deliklerini yerinde de yılanınkiler gibi daracık yarıklar."
"Aslına bakarsanız, asa büyücüyü seçer tabii.”
"Ölecek kadar insanlık yoktu içinde."
"Ama o olaydan sonra, Hermonie Granger arkadaşları oldu. Bazı olaylar vardır, dostluklara yol açar, dört metre boyunda bir ifritin canına okumak da öyle bir olaydı işte."
"Hiçbir şey bilmiyorum. Nasıl büyük şeyler bekleyebilirler benden?
"Herkes ölünce ardında bir şeyler bırakmalı. Bir çocuk, bir kitap, bir tablo, inşa edilmiş bir ev veya duvar, yapılmış bir çift ayakkabı. Veya ekilmiş bir bahçe. Elinin bir şekilde dokunduğu bir şey, öldüğünde ruhunun gideceği bir yer olsun diye; böylece insanlar ektiğin o ağaca veya çiçeğe baktığında, sen orada olursun. Ne olduğu önemli değil, dokununca onu değiştirdiğin ve ellerini çektiğinde sana benzeyeceği bir şeye dönüştürdüğün sürece."
"Uzun zamandır hissedebiliyordum, bir şeyler biriktiriyordum, bir şey yaparken içimden başka bir şey yapmak geliyordu."
"Bilgi, kaba kuvvetin üstesinden gelmeye yeter de artar bile."
"Gerçek gerçektir, kıyamete kadar."
"İnsanlar mutlu olmak istiyor."
"Bir insan kaç kez dibe vurup da yaşamayı sürdürebilir?"
"Neden seni yıllardır tanıyormuşum gibi hissediyorum?"
"Belki kitaplar bizi mağaradan biraz çıkarabilir."
"Kimsenin kimseye ayıracak vakti yok artık. Sen bana katlanan çok az kişiden birisin."
"Dışımız serseri, içimiz kütüphane."
"Kurtarılma arayışına da girme. Kendini kurtar, boğulursan da en azından kıyıya doğru gittiğini bilerek ölürsün."