En güncel kitap özetleri ve okuma tavsiyeleri

Menü

Istrancalı Abdülharis Paşa - Mehmet Berk Yaltırık Kitap Kapağı
318

Yazar: Mehmet Berk Yaltırık

Yayınevi: İTHAKİ YAYINLARI

ISBN: 9786053759522

Sayfa Sayısı: 488

Boyutlar: 13.5 x 21 cm

Dil: TÜRKÇE

Yayın Tarihi: 17.05.2019

Istrancalı Abdülharis Paşa

Mehmet Berk Yaltırık

Üye Ol, Kitap Özetleri Yaz ve Puan Kazan!

Kitap özetleri yazarak Kitap Puanları kazan ve özel içeriklere eriş!

Ücretsiz Üyelik Puan Kazan
ÜYE OL VE KAZANMAYA BAŞLA
Kitap Özeti
Onaylanmış İçerik
Mehmet Berk Yaltırık – Istrancalı Abdülharis Paşa: Tarihin Sisinden Yükselen Yerli Bir Gotik

Mehmet Berk Yaltırık’ın Istrancalı Abdülharis Paşa adlı öyküsü (ilk kez 2014’te yayımlanmış, sonrasında aynı adlı derlemeye adını vermiştir), Türk gotik edebiyatının mihenk taşlarından biri olarak değerlendirilebilir. Yaltırık, bu eserde tarih, korku ve halk anlatısını bir potada eriterek, Batı kökenli gotiğin biçimsel yapısını Anadolu coğrafyasının karanlık hafızasıyla yeniden yoğurur. Ortaya çıkan metin, hem ürkütücü bir atmosfer hem de derin bir kültürel içgörü taşır.

Öykü, Osmanlı döneminde Balkanlar’da, Istranca Dağları’nın sisli ormanları ve izole kasabalarında geçer. Başkarakter Abdülharis Paşa, Osmanlı bürokrasisinin rütbeli bir mensubudur; ancak onun hikâyesi, klasik tarih anlatısının değil, halk söylentilerinin içinden yükselir. Paşa’nın adı, yüzyıllardır “ölmeyen”, “ruhunu şeytana satmış” ya da “kanla yaşayan” bir varlık olarak anılır. Yaltırık, bu söylentiyi merkezine alarak bir tarihî korku masalı kurar. Olayların anlatıcısı, kasabaya araştırma için gelen bir memurdur; anlatı onun gözünden, hem merakla hem tedirginlikle ilerler. Bu yapı, gotik edebiyatın vazgeçilmez tekniği olan çerçeve anlatıya (frame narrative) dayanır. Tıpkı Mary Shelley’nin Frankenstein’ında ya da Bram Stoker’ın Dracula’sında olduğu gibi.

Kültürel bağlam açısından eser, Osmanlı’nın son dönemindeki modernleşme sancılarını, taşra ile merkez arasındaki epistemik çatışmayı ve halk inançlarının inatçı direnişini işler. Istrancalı Abdülharis Paşa bu yönüyle, yalnızca bir “hortlak” öyküsü değil, bir zihniyet tarihi okumasıdır. Paşa figürü, mutlak gücün yozlaşmış biçimini temsil eder; onun ölümsüzlüğü bir lütuf değil, lanettir. Yaltırık burada, Osmanlı’nın çökmekte olan düzenini bir metafizik çürüme olarak alegorize eder: kanla beslenen iktidar, sonunda kendi kendini tüketir.

Tematik olarak öykü, iktidar ve yozlaşma, ölümsüzlük ve lanet, akıl ve inanç ekseninde döner. Paşa’nın hikâyesi, gücün ölümsüzlükle değil, insanlıktan kopuşla sonuçlandığını gösterir. “Kan” burada hem literal hem sembolik anlam taşır: halkın kanı, tarihin kanı, iktidarın bedeli. Yaltırık’ın dilinde kan, tarihin silinmez mürekkebidir. Abdülharis Paşa’nın ölümsüzlüğü, halkın bitmeyen korkusudur çünkü o sadece bir birey değil, bir dönemin ruhudur.

Psikolojik düzlemde ise, öyküdeki anlatıcı figürü (araştırmacı memur) akılla batıl inanç arasında gidip gelir. Bu, Yaltırık’ın karakteristik anlatı gerilimidir: modernleşmenin temsilcisi olan “aydın” tipi, halkın söylenceleriyle karşılaştığında kendi rasyonalitesini yitirir. Öykü bu yönüyle, yalnızca bir korku anlatısı değil, bilginin sınırları üzerine bir sorgulamadır. Gerçek nedir? İnanç nerededir? Yaltırık, bu soruları cevapsız bırakarak gotik türün özüne sadık kalır. Belirsizlik, dehşetin en güçlü aracıdır.

Estetik olarak Istrancalı Abdülharis Paşa, dilsel yoğunluğu ve atmosfer kurmadaki başarısıyla dikkat çeker. Eski Türkçeye yakın bir Osmanlıca üslup, taşra kasabasının havasını okura neredeyse fiziksel olarak hissettirir. Rüzgârın uğultusu, nemli toprak kokusu, mum ışığında okunan belgeler… Hepsi öykünün dokusuna sinmiştir. Yaltırık’ın üslubu, bilgiyle duygunun, tarihsel belgeyle söylencenin iç içe geçtiği bir tonda ilerler. Bu sayede okur, sadece korkmaz; geçmişin tozlu sayfaları arasında bir arkeolog gibi dolaşır.

Kişisel olarak Istrancalı Abdülharis Paşa, bana Türk edebiyatının kendi gotiğini yaratabileceğini gösteren bir dönüm noktası gibi gelir. Yaltırık, korkunun evrensel dilini yerel malzemeyle yeniden kurar. Eseri okurken, yalnızca doğaüstü bir varlığın değil, tarihin kendisinin bir hayalet gibi üzerimize çöktüğünü hissederiz.

Bu öyküyü okura önerirken şunu söylemek gerekir: Istrancalı Abdülharis Paşa, ürkütmek için değil, hatırlatmak için yazılmıştır. Çünkü bazen en karanlık hikâyeler, geçmişin unutturulmuş yüzlerinden gelir. Yaltırık’ın paşası, hem tarihin hem insanın vicdanında dolaşan o hayaletin ta kendisidir.


Editör: Okan Arda
488 kelime | 05.11.2025
Kapak Yazısı

İlk romanı Yedikuleli Mansur’la hatırı sayılır bir okur kitlesine ulaşan Mehmet Berk Yaltırık’tan 17. yüzyılda başlayıp günümüze dek ulaşan, tarihi kurguyla korkuyu harmanlayan yeni bir kitap. “… Öğleye doğru günlük güneşlik rutin bir bahar havasında iki tarafında meşe ve kayın ağaçlarının yükseldiği asude bir yolda ilerliyordu Asil. Altında araba olmasa, asfalt üzerinde hızla yol alıyor olmasa kendisini hoş bir rüyanın içinde zannedebilirdi. Buralardaki tabiatın harikaları, el değmemişliği insanı mest ediyordu. Dereköy Sınır Kapısı yolunda olduğundan gidiş sebebini anımsayınca canı sıkıldı. Böyle yeryüzündeki cennet köşesi bir yerin mazisinde nasıl kanlı ve ürkünç hikâyeler olabilirdi?”Bir ailenin ve bir ismin peşine düşen genç bir araştırmacı, kendini bir anda asilerin, eşkıyaların, haramilerin, haydukların, ayanların ve komitacıların arasında, zaferlerin ve bozgunların hengâmesinde, soygun masallarının ve kocakarı hikâyelerinin ortasında buluverir. Tarihle başlayan yolculuğu, ruhunun ve Istrancaların kuytularına sapmışken korkulu Balkan rivayetleriyle giriştiği amansız boğuşma nasıl nihayete erecektir?Hırsının kölesi derebeylerinin, geceleri dolaşıp kapıyı pencereyi tırmalayan şeylerin, insan suretli canavarların, efsaneyle hakikatin birbirine karışıp tarihin sislerinin ardına gömülen bu roman, kâh kanlı baskınlara tutulan kâh geleneklerin kamçısı altında inleyen Balkan tarihine uzanan karanlık bir araştırmanın serüveni.Istrancalı Abdülharis Paşa, zamanın yavaş aktığı bir coğrafyada ürpertili bir arayışın romanı…

(Tanıtım Bülteninden)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Kitaptan Alıntılar

"Kar kuytuda para pintide eğlenir."

İnsanların kendisine mecbur olmadıkça sevmeyeceklerini düşünüyordu. Daha da ötesinde, insanı hareket alanı bırakmamacasına sevilme ve sahiplenilme arzusunun, her ne kadar okumuş da olsa Güldem'de bile mevcut olduğunu sezinliyordu.

"Her sabah uyandığında farklı bir evde kendini bulmak ama oraya nasıl geldiğini hiç bilmemek ve o mekânda yaşamaya zorlanmak hoşuma gitseydi İstanbul'da yaşayabilirdim!"

Kader en olmazi çıkarıverir insanın karşısına Abdülcük! O yüzden kederlenmeyesın boşu boşuna ne olmuşa, ne de olabilecek olana more."

"Zalim, gücünü mazlumda sınar."

"İpegın hışırtisina kanıp vezareti arzulayan, hazırlamali kendıni yagli cellad kemendinın gıcırtısina more! Saray bizım Şar Dagi'ndan daha tehlikelıdır. Padişah elı etegı öpecegime burada kendi kendimın yaşarim saltanatıni!"

"Sevildiğini zannetmesi incinen kalbinin acısını kesiverdi."

Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun!

"Gelenek görenekleri de atalar sözü de artık dünyayı terk etmişti."

"Mezarlık düşüncesi rahatsız etse de bundan kaçamazdı zira bir tarihçi olarak asında kendisi de bir nevi yaşayan mezarlıktı."

"Bre muhasara, muharebe vardır. Kafir, memleketi işgal etmiş, insancıklar can derdinde. Gecenin köründe hayduktan, Nemçeliden korkmadan böyle düğün eden kim ola?

Sayfa: 160

"Gerçekten toplumda insanların çoğunda böyle bir temayül vardı. Öfkeleri olmasa varlık gösteremeyeceklerine dair tuhaf bir kabul vardı."

Yazarın Diğer Kitapları

Bu Kitabı Tartışalım!

Bu kitap hakkında henüz tartışma başlatılmamış. İlk tartışmayı başlatan siz olun!

Benzer Kitaplar

Kan Sahibi
Kan Sahibi

Mehmet Berk Yaltırık

Okuma Listeme Ekle