Yazar: J. D. Salinger
Yayınevi: YAPI KREDİ YAYINLARI
ISBN: 9789753636360
Sayfa Sayısı: 198
Boyutlar: 13.5 x 21 cm
Dil: TÜRKÇE
Yayın Tarihi: 20.08.2019
Çavdar Tarlasında Çocuklar
J. D. Salinger
Kitap Özeti
Onaylanmış İçerikJ. D. Salinger - Çavdar Tarlasında Çocuklar
Bu romanın hafızada kalıcı olanı, başına gelenler değil; onları anlatan sestir. Alaycı, kırılgan, öfkeli, dalga geçen, aniden susan bir ses. Daha ilk sayfada okur şunu hisseder: Burada biri hikâye anlatmıyor, birine dert yanıyor. Ve bu dert, yalnızca bir ergenlik krizi değildir; dünyayla kurulamamış bir bağın sancısıdır.
Anlatıcı Holden Caulfield on altı yaşındadır. Bir yatılı okuldan daha atılmıştır. Zekidir ama umursamaz görünür. Okulun son günlerinde, bir futbol maçını uzaktan izlerken tanırız onu. Herkes bir şeye aittir; bir takıma, bir gruba, bir düzene. Holden ise tribünün en ucunda, tek başına durur. Bu görüntü, romanın özeti gibidir. İçeride ama dışarıda. Kalabalığın içinde ama yalnız.
Holden, okuldan ayrılmadan önce birkaç öğretmenle konuşur, birkaç arkadaşla vedalaşır gibi yapar, ama aslında kimseyle vedalaşmaz. Çünkü onun meselesi kişiler değildir; yerlerdir. Hiçbir yere tutunamaz. Okuldan kaçar gibi ayrılır ve New York’a gider. Romanın büyük bölümü, bu şehirde geçen birkaç günün iç konuşmalarıyla örülür. Oteller, barlar, sinemalar, parklar, müzeler… Holden bir yerden bir yere gider. Ama aslında hiçbir yere gitmez. Yürür. Oyalanır. İnsanlara yaklaşır, sonra iter. Bir şey arar, ama ne aradığını bilmez.
Holden’ın zihni sürekli çalışır. Herkes hakkında fikri vardır. Çoğu serttir. “Sahte” der durur. Yapmacık, yüzeysel, ikiyüzlü bulur insanları. Öğretmenleri, öğrencileri, yazarları, film yıldızlarını, hatta bazen sevdiği kişileri bile. Bu öfke, romanın ilk katmanıdır. Ama biraz dinleyince bu öfkenin altında başka bir şey duyulur: Kırılganlık. Holden, sahte bulduğu her şeyden korkar. Çünkü sahtelik, onun gözünde, hissizliğin kardeşidir. Ve Holden, en çok hissiz kalmaktan korkar.
Roman boyunca Holden’ın geçmişine dair küçük çatlaklar açılır. Ölen kardeşi Allie, en büyük yaradır. Onun ölümü, Holden’ın dünyasındaki masumiyet fikrini yarım bırakmıştır. Allie, onun gözünde dokunulmamış bir iyiliktir. Ve o iyilik gidince, dünya onarılamaz bir yere dönüşmüştür. Holden’ın insanlara karşı bu kadar acımasız, kendine karşı bu kadar merhametsiz olmasının ardında bu kayıp dolaşır. Ama Salinger bunu dramatize etmez. Allie’nin adı, bir anlık cümlelerde geçer. Tıpkı hayattaki büyük kayıplar gibi: Bir anda, beklenmedik yerlerde.
Holden’ın New York günleri, başarısız temaslarla örülüdür. Bir fahişeyle konuşur ama hiçbir şey yapamaz. Eski bir kız arkadaşıyla buluşur, ama kavga eder. Eski öğretmenine gider, ama oradan da kaçar. Her karşılaşma, bir ihtimal gibi başlar ve bir hayal kırıklığı gibi biter. Holden insanlara yaklaşır, çünkü yalnızdır. Ama uzaklaşır, çünkü korkar. Bu gidip gelmeler, romanın ritmini oluşturur. Sürekli kurulan ve bozulan köprüler.
Bu karanlık dolaşmanın ortasında, bir ışık vardır: Phoebe. Holden’ın küçük kız kardeşi. Akıllı, canlı, meraklı. Phoebe ile konuşurken Holden’ın sesi değişir. Alayı azalır, yumuşaklık gelir. Phoebe, onun dünyada hâlâ güvenebildiği birkaç şeyden biridir. Onun yanında rol yapmaz. Phoebe’ye hayalini anlatır: Çavdar tarlasında oynayan çocuklar ve uçurumun kenarında duran bir “yakalar.” Çocuklar düşmeden önce onları tutan biri. Holden, büyüklere değil, düşme anına bakar. Onun hayali, kurtarmak değildir; engellemektir. Masumiyet kaybolmadan önce araya girmektir.
Bu hayal, romanın kalbidir. Holden, çocukların büyümesinden değil; büyürken incinmesinden korkar. Dünyayı kurtarmak istemez. Yalnızca o kırılma anını durdurmak ister. Bu yüzden çocuklara bu kadar yakındır. Onların oyunlarına, sorularına, saflığına. Çünkü çocukluk, onun gözünde bir zaman dilimi değil; bir ahlak hâlidir.
Romanın sonlarına doğru Holden çöker. Fiziksel olarak da, ruhsal olarak da. Yorgundur, hastadır, kararsızdır. Kaçmayı planlar, batıya gitmeyi, tek başına yaşamayı. Ama Phoebe gelir. Bavuluyla. Onunla gitmek ister. Ve o an, Holden ilk kez gerçekten durur. Phoebe’nin bir dönme dolaba binmesini izler. Yağmur yağar. Phoebe ıslanır, güler. Holden ağlar. Çünkü bir çocuğun düşmeden dönmesini izlemek, onun için yeterlidir. Yakalamak zorunda kalmadığı bir an. Masumiyetin kendi hâlinde döndüğü bir çember.
Çavdar Tarlasında Çocuklar, olay romanı değildir. Bir dönüşüm romanı da değildir. Holden “olgunlaşmaz.” Öğüt çıkarmaz. Büyük bir karar almaz. Roman, bir çözümle değil, bir duraklamayla biter. Çünkü bazı yaralar iyileşmez; yalnızca taşınır. Salinger, bu taşımayı yazmıştır.
Romanın dili yalındır ama ritmi güçlüdür. Holden’ın sesi, sanki yanındaki koltukta oturan birinin sesi gibidir. Bazen komik, bazen yorucu, bazen çok dürüst. Okur, bu sesle ya bağ kurar ya da itişir. Ama kayıtsız kalamaz. Çünkü bu ses, süslenmemiştir. Kendi çelişkilerini saklamaz. Hem herkesi küçümser, hem de sevilmek ister. Hem yalnız kalmak ister, hem de birine tutunmak.
Çavdar Tarlasında Çocuklar, ergenlik romanı diye anılır. Ama aslında, büyüyememiş yetişkinlerin de romanıdır. Çünkü Holden’ın korkusu, on altı yaşında bitmez. Sahte dünyada gerçek kalabilme korkusu, birçok insanın ömür boyu taşıdığı bir şeydir.
Bu kitabı okuduktan sonra, bir çocuğun kalabalıkta tek başına duruşuna başka türlü bakarsın. Birinin alaycı cümlelerinin ardında ne sakladığını merak edersin. Ve belki kendi hayatında da şunu düşünürsün: Ben kimi, neyin kenarında tutmaya çalışıyordum?
Çavdar Tarlasında Çocuklar, yüksek sesle bağıran bir roman değildir. Ama uzun süre içten içe konuşur. Çünkü herkesin içinde, çavdar tarlasının kenarında dikilmiş, düşmesin diye etrafına bakan bir yan vardır.
Ve bazen, bütün edebiyat, o yanın hâlâ hayatta olduğunu hatırlatmak içindir.
Kapak Yazısı
NewYork'lu bir burjuva ailesinin oğlu Holden Caulfield'in "büyümeye dair" keyifli ve hüzünlü öyküsü. Salinger'in en iyi eserlerinden biri. Türkçeye daha önce Gönülçelen adıyla çevrilen roman, bu kez İngilizce aslından Coşkun Yerli tarafından çevrildi.
(Tanıtım Bülteninden)Kitaptan Alıntılar
"Ben deliyim. Yemin ederim ben deliyim."
"Bazı şeyler olduğu gibi kalmalı. Elinizde olsa da, onları büyük cam vitrinlere koyup oldukları gibi kalmalarını sağlayabilseniz."
”Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir, olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir.”
"Öldükten sonra çiçeği kim ne yapsın?"
"Oldukça cahilimdir, ama epey okurum."
"Tanıştığıma hiç memnun olmadığım kimselere, durmadan "Tanıştığımıza memnun oldum." demek beni öldürüyor. Ama, hayatta kalmak istiyorsanız, ille de bu zırvaları söylemek zorundasınız."
"Sakın kimseye bir sey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra."
"Biri sizi en azından dinliyorsa, durum o kadar da kötü sayılmaz."
"Hep o lanet arabalarının mil başına kaç litre benzin yaktığından bahseden herifler. Golfte ya da pingpong gibi salak bir oyunda size yenildikleri için çocuk gibi kızan herifler. Çok ters herifler. Çok sıkıcı herifler. Hiç kitap okumayan herifler."
"İnsanlar bazen, bir şeyin tümüyle doğru olduğunu sanırlar."
Bu Kitabı Tartışalım!
Bu kitap hakkında henüz tartışma başlatılmamış. İlk tartışmayı başlatan siz olun!
Yorumlar